
Yaşamımız için vazgeçilmez olan uyku süreci açısından, modern yaşamda yaygın olarak kullanılan sigara, elektronik sigara ve diğer nikotin içeren ürünlerin kullanımı bir tehdit oluşturmaktadır.
Nikotin, santral sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkileri bulunan ve tütün ürünlerinin temel bağımlılık yapıcı bileşeni olan bir alkaloiddir . Nikotin bağımlılığı, dünyamızda sında önlenebilir morbidite ve mortalitenin en büyük nedenidir. Nikotin, merkezi sinir sistemi üzerindeki uyarıcı etkileri nedeniyle uyku düzenini bozabilen, uyku süresi, uyku kalitesi, melatonin salınımı ve biyolojik saat üzerinde olumsuz etkilere yol açan önemli bir çevresel faktör olarak öne çıkmaktadır.
Nikotinik asetilkolin reseptörlerinin aktivasyonu yoluyla dopamin ve noradrenalin salınımını artırarak uyanıklık düzeyini yükseltir ve uyku-uyanıklık döngüsünde faz gecikmesine neden olabilir. Nikotin, bu uyarıcı etkileri ile sirkadiyen sistemi çeşitli düzeylerde etkileyebilmektedir. Nikotinin hipotalamustaki suprakiazmatik çekirdeğin ışığa duyarlılığını değiştirdiğini ve sirkadiyen faz gecikmesine yol açtığını gösterilmiştir. Bu faz gecikmesi, melatonin salınımının gece geç saatlere kaymasına ve biyolojik saatin senkronizasyonunun bozulmasına neden olmaktadır. Ayrıca nikotinin kortizol salınımını artırıcı etkisi, sirkadiyen hormonal ritmin fizyolojik düşüş fazını bozarak gece uyanıklığını sürdürür. Klinik ve epidemiyolojik veriler, sigara içen bireylerde uyku-uyanıklık ritminin daha düzensiz olduğunu, kronotip kaymasının daha sık görüldüğünü ve sirkadiyen senkronizasyonun zayıfladığını ortaya koymaktadır. Nikotin, akşam saatlerinde kullanımının pineal bezden melatonin salınımını azalttığı, melatonin ritminin zamanlamasını bozduğunu ve uyku başlangıcını geciktirdiği gösterilmiştir.
Sigara bağımlılığında esas sorumlu etken madde olan nikotin, santral sinir sistemi üzerindeki uyarıcı etkileri nedeniyle uyku düzenini ve uyku mimarisini belirgin şekilde etkileyen bir maddedir. Yetersiz veya düzensiz uyku; kardiyovasküler hastalıklar, obezite, diyabet, depresyon ve bilişsel bozulma gibi birçok kronik durumla ilişkilidir. Uyku süresinin kısalması veya uyku bütünlüğünün bozulması, inflamatuvar yanıtın artmasına, glukoz metabolizmasının bozulmasına ve hipertansiyon riskinin yükselmesine yol açabilmektedir (15-16). Ayrıca, yetersiz uyku dikkat, hafıza, karar verme süreçleri ve duygu durum düzenlemesini olumsuz etkileyerek yaşam kalitesini düşürmektedir. Yetişkin bireyler için önerilen uyku süresi genellikle gecede 7–9 saat olup, bu sürenin altında veya üzerinde uyuma; obezite, diyabet, depresyon ve mortalite riskinde artışla ilişkilendirilmiştir. Ancak yalnızca uyku süresi değil, uyku kalitesi de en az süresi kadar önemlidir. Uykuya dalma süresi, gece uyanmalarının sıklığı, derin ve REM uykusunun yeterliliği gibi parametreler, restoratif bir uykunun temel belirleyicileridir.
Sigara kullanımı, üst hava yolunda inflamasyon, ödem ve mukus sekresyonunu artırarak hava yolu lümenini daraltmakta; nikotinin santral sinir sistemi üzerindeki uyarıcı etkilerine rağmen, uyku sırasında kas tonusunu olumsuz etkileyerek hava yolu kollapsına- daralmasına yatkınlığı artırmaktadır. Ayrıca sigaraya bağlı oksidatif stres ve nöroinflamasyon, santral solunum kontrol mekanizmalarını bozarak Uyku Apne sıklığını ve ağırlığını artırabilir.